Barselona diyince çoğu insanın aklına futbol takımı gelse de Barcelona benim nezlimde Katalan Direnişi ve Gaudi’dir aslında. Bu yazımda da size sıradan bir gezi yazısında bulabileceklerinizden ziyade kendimce yaptığım gözlem ve tespitlerden söz edeceğim.
2018 yazında bir İspanya turu dahilinde gittim ve 3 gün kalma fırsatı buldum. Oraya giderkenki yolculuğumda şehrin tarihi hakkında bir şeyler okumaya niyetlensem de kendimi daha güncel olayları okurken buldum. Yani tam gittiğim zamandan 1 yıl kadar önce olan bağımsızlık refarandumu. Tahmin edebileceğimiz gibi katalan ve ispanyol halkı tarihin hiçbir döneminde “kardeş” olmamış ve Katalunya hep ezilen azınlık olmuş -Amerikayla ticaret yapması 200 yıl boyunca yasak tutulmasından da anlaşılacağı gibi.- Tam 2. Dünya Savaşı’nın yaşandığı yıllarda İspanya’da bir iç savaş patlak verdi. Franco önderliğindeki ordunun, baskıcı ve totaliter rejime karşı ayaklanması olarak nitelendirebileceğimiz bir durum. -Rejim “Cumhuriyetçiler”, isyancılar ise “Milliyetçiler ” olarak anılır.- Savaşın sonunda Hitler’in yoğun desteği sonucu kazanan Franco oldu ve bir diktatör doğdu. Demokratik bir ülke olarak kurulmasına rağmen tam 41 yıl genel seçim yapılmadı. Sonra ise 1979’da seçimler tekrar yapılmaya başlandı ve ülke 17 özerk yönetime bölündü ama Katalunya daha fazlasını istiyordu. Yıllar boyunca bağımsızlık için uğrasan Katalunya’da, 2017 yılında yapılan refarandumda %90 gibi bir oranla bağımsızlığa “Evet” çıktı fakat seçim günü ve sonrasındaki süreç hiç o kadar pozitif değildi. Seçimin yapıldığı yerleri basan polisler, halk ve polis arasında çatışmalar derken benim gittiğin 2018 yılında bile olaylar sürüyordu. Kendi gördüğüm kadarıyla evlerin neredeyse tamamı pencerelerinden “Si” yazılı flamalar sarkıtılmıştı. İşin aslı, ilk duyduğumda tüm aykırı hareketlere duyduğum gibi bir sempati duyduğum bu direniş şuan bana saçma bir milliyetçilik patlaması gibi geliyor. Barcelona gezimde en çok dikkatimi çeken şey de bu oldu. Herkes her cümlesinde bağımsızlıktan söz ediyordu ve bunu bir saplantı haline getirmişleri. Öte yandan dikkatimi çeken başka bir şey ise mimariydi.
Barselona’da muhteşem bir tarih ve görsellik sentezi var. Gotik, Barok ve Modernist, yani Gaudi’nin en önde giden uygulayıcılarından biri olduğu Katalan Art Nouveau’su. Hepsi bir arada varlıklarını sürdürüyorlar. Eski dünyanın güneyinde çok canlı ve çok renkli bir kent Barselona. 19. Yüzyılda İldefons Cerda’nın ütopik kent planı ile, orijinal Ortaçağ kenti eşit karelerden oluşan bir grid planla genişletilmiş. Eixample denilen yeni kent alanı, eski kenti kuşatarak genişlemiş.
Kentte karşınıza çıkabilecek her yapı çok estetik ve şehrin konseptine uygun. Ama ben spesifik olarak Gaudi’den bahsetmek istiyorum. Gaudi gerçekten bir dahi ve şehre çok büyük etki yapmış biri. Özellikle ilgimi çeken eserlerinden biri ise La Sagrada Familia. Ne yazık ki yapı daha tamamlanmadan Gaudi hayatını kaybetmış ve bir kısmı öbür kısmından farklı ama bu onun görkemi ve muhteşemliği yanında gözardı edilebilir bir kusur. Bana ilginç gelen başka bir yanı ise hala bitmemiş olması. 19. yüzyılın sonlarından beri inşaat halinde. Bahsetmek istediğim başka bir şey ise Gaudi’nin en önemli iş vereni olan Guell ailesi. Büyük bir parkın içinde yapılmış dahiyane yapılardan oluşan Park Guell ve şehrin merkezinde yer alan Palau Guell gibi birçok eser Gaudi’ye Guell ailesi tarafından yaptırılmış. Bunun yanısıra Casa Vicens, Casa Batllo, Casa Mila, Casa Calvet gibi bir çok bina da Gaudi tarafından tasarlanmış.
Bora Çelikörs